İgtidar değerlendirmesi
ADİL İGTİDAR DEĞERLENDİRMESİ
Adil Iktidar değerlendirmesi lazım. Yani bir toplumda toplum değerlendirmesi belki onun en önemli başlığı iktidar, toplumu dahi yönlendiren iktidar değerlendirilmesi. Yani iktidar kimdedir ve onlara karşı doğru adil değerlendirme nasıl yapılabilir?
İfrada tefride kaçmadan nasıl bir değerlendirme yapılabilir? Iktidar aslında kaderle ilintili bir şey. Yani iktidar kimde ise gader adeta onun elinde gibidir. Tabii ki ilahi iktidar yaratıcının elindedir. Dolayısıyla külli kader de ondandır bize. Fakat bir imtihan hatırıyla açık tepsiye serbest bıraktığı opsiyona bıraktığı bir alan var o alanda da tabii ki iktidara göre herkesin değişik iktidarları seçmesine müsaade etmiş ve onun üzerinden o iktidar cüzi bir iktidar, cüzi bir kader oluşturuyor. O da bizim imtihandaki notumuz oluyor. Vallahi bundan ibaret. Onun için bu dar alandaki dar da olsa cüzii alandaki iktidar, kader, konudaki tercihimiz, iktidarımızı kime verdiğimiz vesaire noktası çok önemli.
Bunu da belli bir tespit yaparak başlamak isterim. Yani Türkiye'de nihayetinde bir iktidar vardır. Özellikle son işte yüz yıldır diyelim. Bir iki yüz yıldır bir iktidar değişimi söz konusu. Daha önce Osmanlı, belki daha önce Selçuklu derken son dönemde de Cumhuriyet dönemi buraya geçerken de ittihat terakki, partileşme ve padişahlığa karşı belli kalkışmalar veya bir güç mücadelesi, iktidar mücadelesi ve bu iktidar mücadelesi de tabii ki dışardan bağımsız değil.
Dışarıdan bağımsız değil. Dünya nihayetinde ilahi iktidardan bağımsız olmadığı gibi hiçbir ülkede, dış ülkelerden bağımsız değil. Ve Türkiye'nin o şu anda yüz iki yüz yıllık sürecinde de tabii ki dış iktidarlar bunun başında iki yüz yıl önce, yüz yıl önce daha çok Ingiliz iktidarı dünyada özellikle bu bölgedeki boşluğu işgal etmiş gibi. Onun dışında şu anda Amerika'ya gömülü bir şekilde nasıl siyonu iktidar söz konusuysa yani o kadar değilse bile Ingiltere'de de nihayetinde bir siyoni iktidar gömülü idi ve nihayetinde o iktidar siyonistler Filistin'de bir siyoni devletin teşekkül etmesine Ingiltere'yi mecbur etti. Bugün nasıl genişlemesine Gazze'deki katliama Amerika'yı mecbur ediyorsa, Amerika'ya dayatıyorsa böyle bir iktidar o zaman da Ingiltere'de vardır ve o iktidar içeriden dışarıdan yani bir taraftan Ingiliz iktidarı Osmanlı'nın son döneminde ciddi etkili söz sahibi olmaya başladı.
Hatta işte şu anda yenileyin geçirdiğimiz işte on sekiz mart - çanakkale zaferi diyoruz. Fakat ondan çok geçmeden bir iki sene içinde Istanbul işgal ediliyor. Beş yıl kadar da Istanbul'da kalıyordu ingiliz ve onların da tabii ki içinde gizli bir şekilde siyonu iktidar ve yeni oluşan cumhuriyet iktidarına da onlar şekil veriyor aslında. Bakmayın yani biz Türkiye'de cumhuriyet iktidarı diyoruz vesaire ama aslında bir taraftan içeride padişahlığın kalktığı falan yok. Aslında cumhuriyet ilanı ebedi saltanat ilanı ve babadan oğula bile geçmeyen saltanatı ilan etti. Önceden babadan oğula geçiyordu. Ama şu anda Türkiye içinde Babadan oğula bile geçmeyen bir iktidar ilanı içeride, dışarıda ise ona da şekil veren Ingiliz siyoni iktidarı. Yoksa şimdi biz iki yüz elli bin kadar şehit verdik deniyordu işte Çanakkale'de. Ingilizler de o kadar can kaybı yaşadı. Istanbul'a girdiler. Ama bir silah çekmeden çıktılar. Niye?
Yani Ingiliz enayi mi yani? Ingiliz yani üstünde güneş batmayan imparatorluk taa Hindistanlara kadar şuraya kadar buraya kadar. Istanbul'a da girmiş. Ama çekilmesi boşuna değil. Nihayetinde gizli igtidarla, aslında yeni iktidarı oluşturan da bir yerde onlar. Çünkü Osmanlı o kadar zayıflamasına rağmen Istanbul'u terk etmiyor. Başkenti terk etmiyor. Halbuki Ingiltere ve Batı dünyası Avrupanın en başta Istanbul'da gözü var. En azından o emellerini gerçekleştirmesi için Istanbul başkent olmaktan çıkmalı ilk etapta. Peki buna, efendim işgal edildiği halde Osmanlı sultanları buna müsaade ediyor mu? etmiyor bir şekilde işgal altında bile olsa Istanbul'u terk etmiyor ama Istanbul'u terk edenler var. Hatta sevri asla Istanbul kabul etmedi. Ancak Ingilizler Ankara merkezli Anadolu Türk devleti anlaşmasını dayattılar. Birileri de aslında başkenti Istanbul'dan taşıdı, kendileri taşıdılar ve Orta Kuzey Anadolu'da bir alanda mücadele yürüttüler. Fakat bu mücadele hakikaten osmanlının en zayıf halinin bile gerisinde ve tamamen gizli anlaşmalarla Ingiltere'nin dayatması.
En basitinden bir harf inkılabı yani Avrupa harfine latin alfabesine geçilmesi veya işte kıyafet olarak Ingiliz şapkası veya yasalar olarak yani iyi kötü bir şer'ı yasa varken islam şeriatı sözde bile olsa yani böyle bir sözde bile olsa bir Islam veya meşruiyet söz konusuyken bu tamamen kaldırıldı. Avrupa yasalarına geçildi. Yani bunun neresi kurtuluş? Neresi özgürlük? Asla. Bu bir yerde aslında Ingiltere'nin gizli anlaşmalarla bazen aleni anlaşmalarla yani toplumun kabulleneceklerini aleni kabullenmeyeceklerini de gizli olarak. Yani bu artık zaten tecrübeyle de anlaşılıyor. Ve bunu doğrulayan tarihi bilgiler de söz konusu.
Zaten önemli olan pratiktir yani icraattır faaliyettir bunun vakıaya dönük toplumdaki karşılığı, o da bunu gösteriyor ve Ingilizlerin bu huyudur her ülkede. Nihayetinde toplumun kabullenmeyeceklerini gizli anlaşmalarla. Yoksa şu anda Ingiliz işgalini devam ettirseydi Yunan devam ettirseydi kalamazlardı. Mesela Fransa, Antep'te Maraş'ta Urfa'da kalabildi mi? Düzenli ordu bile değil yani tamamen halk bile onları def etmek için yetti. Özellikle Yunan'a karşı asla tahammül edilmez ama içeriden birileri olunca o zaman Ingiltere'nin kendi hedeflerine ideallerine ulaşması, işte kılık kıyafet değişiminden, harf değişiminden efendim yasaların değişiminden ve istemedikleri hilafetin kaldırılmasına.
Bakın şu anda eğer Gazze'de bir siyoni işgal varsa o hilafetin kalkışı yüzündendir. Hilafet iyi kötü en zayıf halinde bile orayı Ingilizlere ve Siyonilere bırakmadı. Şu anda öyle bir hilafet olsaydı, işte yok Islam işbirliği teşkilatı şunu yapsın Müslüman ülkeler bunu yapsın Araplar şunu yapsın demeye gerek yoktu çünkü orada kağıt üstünde bile olsa bir otorite olacaktı bir hilafet olacaktı ve bu şekilde ne Ingilizlerin ne siyonilerin emellerine ulaşılamazdı. Onun için hilafet kaldırıldı. Bütün bunlar hatta devletin dini islam olmaktan çıkartıldı. Yani niye çıkartıldı? Çünkü siyoniye itiraz eden Islam olmasın. Sonra da laikçilik getirildi. Niye? Laikçilik siyonizme itiraz etmez. Ingiliz'e itiraz etmez. Hem Ingiliz'me hem Siyonizme itiraz edecek olan Islam'dır. Onun için Islam'ın değiştirilmesi lazım.
Dolayısıyla Hülasa asıl iktidar o yeni dönemde cumhuriyet döneminde Ingiltere ve onun içindeki siyonizm. Tabii onların da iktidarı şeytanın elinde onlar şeytana bağımlı şeytanın emrinde. İşte yeni kurulan cumhuriyet te onların emrinde ve tamamen onların güdümünde efendim ve tek parti iktidarı tek parti, tek parti ve bu devletin ilkesi oluyor, nasıl bir partinin ilkeleri devletin ilkesi olabilir ama oluyor, tek parti dönemi tek adam dönemi vesaire, tek şef dönemi bu. Şu anda işte demokrasiye bile sığmayacak özgürlüğe hürriyetle asla bağdaşmayacak bir şekilde tek parti meselesi ki o da bağımlı siyonizme ve efendim batıya Avrupa'ya Ingiltere'ye. Şu anda da onun yerini alan Amerika'ya, zaten özellikle şef, milli şef dedikleri tamamen Amerika mandasını kabullenmiş içselleştirmiş ve bunu çok açık etmese de yer yer ağzından kaçırmış. Yani bu böyle.
Dolayısıyla Türkiye'de tek parti iktidarı var. Peki şu anda ne var? Yani o elli yıl en azından 50 yıl öyle devam etti, iktidar tek parti iktidarı daha sonra bakın o tek parti ilkeleri bir defa devletin anayasası olmuş. Halbuki anayasa nasıl olur? İlk mecliste ve ikincisinde Anayasada devletin dini islam ve değişik illerden mebuslar getiriliyor onlar en azından hiç yoktan hilafeti koruyacaklarını, hatta iktidarda olan paşalar bile hilafeti koruyacaklarını söylüyorlar. Hilafeti koruyacaklarını bunun için çalıştıklarını söylüyorlar. Ama gel gör ki zamanla iş tam tersine oluyor. Yani sözlerinde durmuyorlar, halkı aldatıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Iktidar, iktidar, halkı aldatıyor. Halbuki onlar halk adına diyor ya, Devlet halk için, ama öyle bir hal alıyor ki daha sonra o değişik illerden gelen mebuslar azl ediliyor. Atama, atama mebuslarla ki atama mebusların bile itiraz ettiği noktaları kale almadan şantajla, tehditle her türlü yola başvurularak istedikleri dayatılıyor. Tabii ki onlara da o ağa babaları dayatıyor. Ağa babalarına da şeytanları dayatıyor. Vesveseyle şöyle böyle veya işte dünyada zenginlik güç, iktidar hevesleriyle. Bu da şeytani bir tuzaktır.
Bir şekilde bunu dayatmış oluyorlar. Onların dayattığını da işte bu Türkiye'deki CHP iktidarı, tek parti iktidarı halka dayatıyor ve peki Ondan sonra da partileşmeler oluyor mu? Oluyor. Mesela işte ortaya çıkan o fırkalar bile CHP'nin bir parçası olarak çıkıyor. Onun bir devamı onun bir şubesi olarak. Çünkü anayasaya uymak zorunda. Anayasayı da o tek parti oluşturmuş tek adam ve tek parti iktidarı anayasayı oluşturmuş hatta on yılda bir darbelerle, işte şu anda son dönemde Amerika'nın bizim çocuklar başardı dediği gibi veya işte siyonizme bakarak iş götüren o paşaların darbesiyle o tek parti iktidarı 10 yılda bir perçinleniyor. Açık darbeyle veya modern darbeyle, gizli darbeyle, her türlü darbeyle. Yani o tek parti iktidarı bir şekilde devam ettiriliyor. Değişen bir şey yok.
Peki şu anda iktidar kimdedir desek arkadaşlar bir şey diyebilir mi? Şu anda iktidar kim? Iktidar hangi parti? Öyle bir soru sorsak ya bu soru sorulur mu? Diyebilirler. Veya iktidarı işte kimler paylaşıyor? Öyle mi yani koalisyon vesaire açısından baktığımız zaman. Şu anda mesela iktidar, büyük iktidar kimdir? Küçük iktidar kimdir? Dersek ne dersiniz? Bunca izahattan sonra artık bunun cevabı belli bir soru gibi oluyor ama yani nihayetinde hatta işte mesela şu anda en son AK Parti diyelim, iktidarda görünüyor ve birçok şeyi de onlara fatura ediyorlar. Ben de diyorum ki ya iktidar o değil ki. Iktidar o değil ki. Ya ne diyorsun sen? Nasıl değil falan. Ya anayasa kimin anayasası? Anayasa yani. Yasalar yapıyorsan bile o yasaları mecburen anayasaya dayandırmak zorundasın. Yani anayasayı sen yapamadıktan sonra yaptığın yasalar da sen yapmış olmuyorsun. Sadece o anayasalara uymuş oluyorsun. Yönetmelikler şu bu zaten öyle. Peki ne yapıyor? O sadece hizmet. Hizmet faaliyeti. Efendim getir götür işleri. Ama devletin ana umdesi ana yasası yani büyük iktidar, büyük iktidar kim olmuş oluyor büyük iktidar evet CHP olmuş oluyor. CHP bakın şu anda şu CHP iktidarda deyince insanlar ya nasıl olur falan, Öyle mi? Bakın şu anda izah ettik. Değil mi? Bu izahatta bir sıkıntı var mı? Peki şu anda anayasa kimin yaptığı anayasa? Tek parti tek adam CHP'nin yaptığı ve daha sonra darbelerle pekiştirilen hatta paşadan çok paşacıların kraldan çok kralcıların daha da işi ileriye götürdüğü yani o milli şeflerin bile ilerisine götürdüğü halka dayattığı halkı adeta bir kıskaca aldığı anayasalar. Ve tamamen işte o eski ağababaları Avrupası, Amerikası ve siyonizmin kıskacında, onlar da halkı kıskaca alarak böyle bir zincirleme bir baskı.
Dolayısıyla şu anda anayasa ki nasıl yapılıyor en az üçte iki falan gibisinden, başta yaparken öyle bir şey yok. Başta böyle bir seçim miçim yok. Halk iradesi yok. Atadıkları vekiller bile tehdit edilerek hatta kimisi öldürülerek, onlar bile dışlanarak yani tamamen dar bir kadronun Amerika'nın Ingiliz uşağı Avrupa uşağı siyoninin, dar bir kadronun oluşturduğu anayasalar, dolayısıyla en az üçte ikisi iktidarın onlarda. Sonra herşey anayasaya bağımlı olmak zorunda, parti kurulurken, yasa yaparken, hükümet ederken, yargılarken her şeyiyle bütün yönleriyle bağımlı olmak zorunda. Dolayısıyla ne oluyor? Iktidar yüzde altmış yetmiş tek parti iktidarı. Devam ediyor. Ondan sonra peki kalkıp da birileri derse ki işte şu anda nesil şöyle oldu böyle oldu. Anayasa değiştirelim, ne mğmkün. Bir deli kuyuya taş atmış misali. Işte biz burada partici değiliz bir defa. Biz Rabbi okul talebesi yani Rabbimizin bak dediği şekilde bu konuda da adil olmak zorundayız. Adil.
Yok şu anda AK Parti yüzde yüz iktidarmış gibi değerlendirirseniz. O adil olmaz. Böyle bir değerlendirme olmaz. Kimileri böyle bakıyor hatta diyor ki o Islami parti. Ya kendileri bile Islami parti olmadıklarını ifade ettiler defaatle. Olamaz zaten çünkü adeta CHP'nin belki CHP'ye muhalefet eden şubesi. CHP'nin şubesi. O anayasaya göre kurulmuş ve böyle devam eden aslında CHP'nin şubeleri fakat, her şube birebir CHP gibi olmak zorunda değil ve CHPye muhalefet ediyor edebildiği kadar, edebildiği kadar, olay bundan ibaret, böyle görmek lazım, yoksa kalkıp da AK Parti tam Islam'ı temsil ediyor, Islam'ın partisidir denemez. Bu bir defa abartı. Abartı.
Birileri de tam tersine işte AK Parti batırdı her şeyi. Eğitimden, nesilden efendim şu anda insanlar daha bir gevşediyse tesettür açısından da, eğitim, geçtik nesil, bilinç açısından da, ne kadar gevşediyse işte bu AK Partiden bilirler. Ya bir insan elli yüz yıllık süreçde yetişir insan. Yani yüz yıldır laikçi bir eğitim var. Yüz yıldır işte tek tipçi bir eğitim var, CHP eğitimi var. Onların meyvesi bunlar, daha yeni yeni ürünleri çıkıyor. Dolayısıyla şu andaki o gevşemede asıl pay chpnin tamamen de, AK Parti'nin payı yok mudur? Olmaz olur mu? Var. Onun da payı var. Hatta şu anda yani yeterince muhalefet etmiyor CHP'ye. O da onun gibi adeta Kemalist Atatürkçü bir anlayışa neredeyse laikçi bir anlayışa evrilir hale geldi bir yerden sonra, yani muhalefeti de tam yapmıyor, yapamıyor. Eleştireceğiz ama eleştirirken de adil olacağız. Sanki % 100 iktidarmış gibi değil. Onu % oranında eleştireceğiz. Büyük oranda yine CHP'yi eleştireceğiz.
Şu anda bile, bakın yolsuzluk yaptılar, terör destekliyorlar. Teröre çanak tutuyorlar. Ona rağmen, hatta mahkeme karar vermiş ona rağmen, efendim bunu hiç kendi üstlerine almadan sokaklarda eşkıyalık yapıyorlar. Hatta devleti tehdit ediyorlar. Peki bu gücü nereden alıyor? Işte o yüzde altmış yetmişlik halen iktidarından alıyor. Sonra yurt dışındaki ağa babalarından alıyor. Dolayısıyla bu vakıa da böyle yani, yoksa bu muhalefet de muhalefet nasıl böyle yapabilir? Iktidar bile o kadar rahat davranamıyor, yolsuzluklar bilmem ne konusunda efendim tedirgin, bilmem ne? yani bu kadar rahat olamıyorsa iktidar olamadığı içindir. Dolayısıyla kalkıp da her şeyi de AK Parti'ye bağlayıp onu yerin dibine batırmak bu da adil olmaz. Böyle bir yaklaşım Islami olmaz. Evet % payı var ama % halen bütün pisliklerin müsebbibi, halen muhalefette görünse bile CHP'dir. CHP iktidarı tek partinin iktidarıdır. Onun için birileri burada kalkıp da bizi CHP düşmanlığıyla suçlamasın. Biz evet CHP sebeb olduğu için biz bunu diyoruz. O CHP buna sebep olmasın, güzelliklere sebep olsun. E biz de güzellikleri methedelim. Ha burada biz AK Partici de değiliz, olamayız. Biz Islamcıyız. Biz Rabb'iyiz. He onun belki yüzde otuz CHP muhalefeti hoşumuza gider. Ama yüzde altmış da yetmiş de ona uymak zorunda, onu da eleştiririz. Yani efendim CHP'yi üç defa eleştiriyorsak AK Parti'yi bir defa eleştiririz. Efendim biz AK Parti'yi daha basit meselelerde eleştirirken CHP daha itikadi, anayasal temel konularda eleştiririz. Hatta birçok AK Parti'nin yapıp ettiklerinde de CHP'nin baskılaması veya işte o derin iktidarın etkisi vardır, katkısı sebeptir onun için orada bile yine CHP'yi öncelikli olarak eleştiririz. CHP nihayetinde kendisi de söylüyor bir kurucu parti. Yani şu andaki anayasayı, devleti bilmem ne vs.
Ancak onları da bir yere kadar suçluyoruz. Niye? Onlar da aslında bağımlı. Onlar da kul köle. Avrupa'nın, Amerika'nın, Siyonizmin kölesi. Onlar da şeytanın kölesi, toptan şeytanın kölesi. Bakma bunlar da aslında, bunlar da köle bunlar da şeytan kulu. Biz diyoruz ki bunlara Allah'ın kulu olun.
Peki bizim ne yapmamız gerekiyor bakın hilafet dedim. Şu andaki Gazze'deki olayın bile, siyonizmin oradaki rahat davranması bile hilafetin ilğasıyla alakalı. Tek tarafından Islami muhalefet yapmamız lazım. Islami hilafet yapamıyorsak bile Islami muhalefet. Efendim şu anda başta kurucu partiye, CHP'ye ve onun şubelerine diğer tüm partilere muhalefet eden, muhalefet ederken de adil davranan, adaletli bir şekilde muhalefet eden, AK Parti'nin CHP'ye benzeştiği noktalarda ona da muhalefet eden. Bunu açık açık ifade ederiz. Ama CHP dururken de kalkıp bütün her şeyi AK Parti'nin üstüne yıkmak gibi bir durum da adil olmaz. Adil olmaz. Onun için bu konularda biz bir Rabbi okul talebesi olarak Rabbi derslere katılan insanlar olarak böyle adilane yaklaşmamız lazım, adilane neyse o, inceliklerini okuyarak, hikmetli bir şekilde, biz CHP'nin ne ana şubesine, merkezine ne de onun şubelerine dahil olamayız. Asla, asla ancak Islami muhalefetin bir parçası olabiliriz. Islami muhalefetin bir parçası olabiliriz ve o oranda, Islam'a muhalefet edildiği oranda muhalefet ederiz, yoksa kalkıp beşeri mesela şu anda ekonomik konular üzerinden, yani zurnanın son deliği, tahkim kesmeyiz, kaldı ki buradaki sıkıntı bile yine siyoni sömürü ve emperyal sömürüden, ekonomideki sıkıntının da büyük oranda payı derin ve emperyal iktidarındır. Orada bile ekonomide bile bilmem başka konularda bile eleştiriyi adil bir şekilde yapmamız gerekiyor diye acizane ben düşünüyorum ve bu mevzulara böyle bakalım.
Yani iktidar maalesef tek parti iktidarı darbelerle devam ettirilmiş, hale darbe anayasası devam ediyor, değişmedi ve iktidar değerlendirmesinde de adaletli olmamız lazım, haktan yana, hakikatten yana, adil olmamız lazım, kabaca benim olaya yaklaşımım idrak edebildiğim budur, bu şekilde yaklaşmaya da çalışıyorum, burada da bazen insanlar seni bir o kefeye koyabiliyor. Ama biz hiçbir tarafta değiliz. Biz Islam'ın tarafındayız, Islami muhalefet tarafındayız, yani kötülükleri hepten def edemiyorsak da hepsine de razı olmayız, kötülükleri hepten def edemiyoruz diye, yani merkezine de kötülüğün kaynağına da Rıza gösterecek, hepsine rıza gösterecek halimiz yok. Yani hepini defetmek hedefimizdir. Def edemiyorsak def edebildiğimiz kadar. Yok def edemiyoruz. O zaman kötüyü kabullenelim. Yok öyle bir şey. Veya hayrı tamamen celbedemiyorsak edebildiğimiz kadar. Hayrı tamamen elde edemiyoruz diye hayır tamamen reddetmek gibi böyle toptancı yaklaşımlarla değil, hikmetli, tedrici, adilane yaklaşımlar ortaya koymak zorundayız Çünkü hayatın şartları bunu gerekli kılıyor.
Bütün nebiler de bu şekilde tedrici bir şekilde, adilane bir şekilde olaya yaklaşmışlar, hatta ehli kitaptan Yahudi ile Hristiyanı bile bir tutmamışlar. Işte Mekke müşriğiyle efendim kararsız olan insanları bir tutmamıştır, küffarla Islam'a saldıranla dinini değiştirmeye zorlayan yurdundan çıkaranla, sana dokunmayan ancak kendisi de kararsız kafası karışık tipleri de kitap ta bir tutmaz, Allah da bir tutmaz, resulleri de öyle yaparlar, biz de öyle yapmak zorundayız. Tüm bunlar da bizi böyle bir değerlendirmeye sevk ediyor. Biz de öyle yapıyoruz.